Boşanma Davası Avukatı | Boşanma

Boşanma Davası Avukatı | Boşanma

Boşanma davası, eşler arasındaki evlilik birliğini sona erdiren nedenlerden biridir ve bu dava Aile Mahkemelerinde anlaşmalı veya çekişmeli boşanma davası açılarak yürütülür ve boşanma kararı sonucu evlilik taraflar için sona ermiş olur.

Boşanma davası hangi mahkemede açılmalıdır?

Boşanma davasında yetkili mahkeme Aile Mahkemesidir ve boşanma davası, eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi veya davadan önce son defa 6 aydır birlikte oturdukları yer mahkemesinde açılmalıdır.

Anlaşmalı boşanma ile çekişmeli boşanmanın farkı nedir?

Çekişmeli boşanma, tarafların boşanmanın sonuçlarında anlaşamaması halinde, bir fikir birliğinde olamamaları halinde ya da boşanmayı yalnızca taraflardan birinin istemesi halinde ortaya çıkar. Boşanmanın şartlarında anlaşamadıkları için anlaşmalı boşanma yoluna gidilemez ve taraflardan biri çekişmeli boşanma davası açmış olur. Anlaşmalı boşanmada ise, taraflar boşanmanın sonuçları hususunda anlaşır, anlaşmalı boşanma protokolü imzalayarak mahkemeye başvururlar.

Anlaşmalı boşanma davası ile çekişmeli boşanma davaları ne kadar sürede sonuçlanır?

Süreç olarak çok uzun sürebilen çekişmeli boşanma davalarına karşın anlaşmalı boşanmada çok kısa bir süre içinde tarafların boşanmasına karar verilebilir. Çekişmeli boşanma davalarının sonuçlanması, davanın açıldığı mahkemenin de yoğunluğuna bağlı olarak ortalama 1-3 yıl arası bir sürede gerçekleşirken, anlaşmalı boşanma davası 10-45 gün arası sürede sonuçlanır.

ANLAŞMALI BOŞANMA : Evlilik birliği evlilik sözleşmesinin yapıldığı tarihten itibaren en az 1 yıl sürmüş olmalıdır. Anlaşmalı boşanma için tarafların bir araya gelip anlaşmalı boşanma protokolü yapıp tarafların imzalaması şeklinde ya da tek tarafın açtığı davayı diğer tarafın kabul etmesi şeklinde gerçekleşir.

Anlaşmalı boşanma kusura dayanmaz.

Anlaşmalı boşanma sebebinde hakim tarafları bizzat dinlemelidir. Taraflar dava sırasında mutlaka mahkemede bulunmak zorundadır ve hakim önünde iradeleri açıkça beyan etmeleri gerekir, vekilleri taraflar adına beyanda bulunamaz.

Hakim tarafları bizzat dinleyerek tarafların boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu hususunda anlaşıp anlaşmadıklarına bakar. “Nafaka miktarına, mal rejimi tasfiyesine, eğer anlaşılmışsa tazminat miktarına ve çocukların velayetine, çocuklara verilecek iştirak nafakasına, diğer eşin çocukla kişisel ilişki kurması hususlarında tarafların anlaşıp anlaşmadıklarına bakar, bu durumlar anlaşmalı boşanma protokolünde bulunmalıdır, ancak bu durumda hakim boşanmaya karar verir.”

Anlaşmalı boşanma protokolü imkansız olaylara, hukuka ve ahlaka aykırı konulara ilişkin olamaz.

Anlaşmalı boşanma protokolünde eşlerden birinde irade sakatlıkları bulunuyorsa (hile, tehdit, hata vb.) sözleşme iptal edilebilir.

Hakim tarafların ve çocukların menfaatini göz önüne alarak anlaşmalı boşanma protokolünde değişiklik yapabilir. Ve tarafların bu değişiklikleri onaylayarak kabul etmeleri gerekir. “Hakimlerin müdahalesi genelde çocukların menfaatini göz önüne alarak değişiklik yapmaktır.”

Boşanma Davası Avukatı | Boşanma

Anlaşmalı boşanma sebebi hariç diğer tüm sebepler “zina, hayata kast – pek kötü ve onur kırıcı davranış, terk, akıl hastalığı, evlilik birliğinin temelinden sarsılması” çekişmeli boşanma davasında boşanma sebebi olabilir.

ZİNA : Zina eylemi, eşlerden birinin bir başkasıyla cinsel birliktelik yaşamasıdır ve diğer eş zina sebebiyle boşanma davası açabilir. Hukukumuz doğrudan “cinsel birlikteliğin ispatını” arar bu sebeple kanıtlanması zordur ve hukuka aykırı kanıtlar haricinde her türlü delille ispatlanabilir. Cinsel içerikli yazışmalar ve flörtler zinayı kanıtlamaz, cinsel birlikteliğin ispatı zorunludur.

Bizim hukukumuzda zina suç değildir yalnızca boşanma sebebidir.

Zina Sebebiyle Boşanma Davasında Süreler / Diğer eşin zinayı öğrendiği andan itibaren 6 ay, ve zina eylemi üzerinden 5 yıl geçmesiyle hak düşürücü süre geçmiş olur.

Boşanma Davası Avukatı | Boşanma

Zina eylemini affeden eş tekrar aynı olaya ilişkin olarak zina sebebine dayalı boşanma davası açabilir mi?
Zina eylemini affeden diğer eş, tekrar bu eyleme ilişkin zina sebebiyle boşanma dava açamaz. Fakat, zina haricinde diğer sebeplere dayalı olarak hala dava açabilir. Birden fazla zina bulunuyorsa af her eylem için ayrı ayrı devreye girer. Eşinin ilk zina eylemini affeden eş, diğer zina eylemini affetmediyse zina sebebiyle boşanma davası açabilir. Her zina eylemi için af ve 6 ay – 5 yıl olan hak düşürücü süre tekrardan başlar.

HAYATA KAST – PEK KÖTÜ VE ONUR KIRICI DAVRANIŞ : Hayata kast eylemi mutlaka eşe karşı olmalıdır. “Çocuğa veya aileye yapılan hayata kast boşanma sebebi vermez.”

Tehdit eylemi hayata kast eylemi sayılmaz, tehdit eylemi pek kötü ve onur kırıcı davranışa girebilir.

Affeden eşin zinada olduğu gibi dava hakkı yoktur. Her eylem için af ve hak düşürücü süreler (6 ay – 5 yıl) tekrardan başlar.

Pek kötü ve onur kırıcı davranış, eşlerden birinin diğerini hapsetmesi, cinsel ilişkiye zorlaması, kayınvalide ve kayınpederden gelen fiziksel veya psikolojik şiddete diğer eşin sessiz kalması ve karşı çıkmaması Yargıtay kararlarında sayılan boşanma nedenlerindendir.

TERK : Terke dayalı boşanma davası açılabilmesi için,

“eşlerden birinin evlilik birliğinin yükümlülüklerinden kaçmak için aile konutunu terk etmesi ve bu terk etmenin haklı bir sebebe dayanmaması” gerekir.

Terk, haklı bir sebebe dayanıyorsa terke dayalı boşanma davası açmak hakkı diğer eşe geçer. Önemli olan fiilen aile konutunu terk etmek değil, evlilik birliğinin yükümlülüklerinden haklı bir neden olmadan kaçmaktır ve ancak bu kişiye karşı terke dayalı boşanma davası açılabilir.

Terk Sebebiyle Boşanma Davasında Süreler / Terk eden veya onu terk etmeye zorlayan veya haklı sebeple aile konutunu terk eden eş bakımından terk 6 ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ise ve hakim veya noter tarafından ihtar çekilmiş fakat bu ihtar sonuçsuz kalmışsa, boşanma davası açılabilir.

Kişi evi haklı bir sebeple terk etmişse haklı sebep olan bu davranışı sona erdirmesi için yapılan, aksi halde boşanma davası açacağına ilişkin ihtar çekilebilir.
Haklı sebep yokken yükümlülüklerden kaçan tarafa karşı evde kalan eş tarafından evine dönmesi için yapılan, aksi halde boşanma davası açacağına ilişkin ihtar da çekilebilir.

Bu hallerde dahi bu ihtar sonuçsuz kalmış ise, terk sebebine dayalı olarak boşanma davası açılabilir. Yalnızca ortak konutu fiilen terk eden eşe değil, bu eşi terke zorlayan diğer eşe karşı da terk sebebiyle boşanma davası açılabilir.

SUÇ İŞLEME VE HAYSİYETSİZ YAŞAM SÜRME : Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme sebeplerinde de ortak hayatın çekilmez hale gelmesinden dolayı diğer eşten evlilik birliğine devam etmesi beklenemezse bu sebeplere dayalı boşanma davası açılabilir.

Haysiyetsiz hayat sürmeye örnek olarak, diğer eşin başka biriyle flört etmesi fakat bu flörtün zina sebebine sokulamaması durumu veya diğer eşin uyuşturucu kullanmasının, sürekli alkol almasının, sürekli kumar oynamasının evlilik birliği yükümlülüklerini aksatıcı hale gelmesi buna örnek olarak verilebilir.

Suç işleme boşanma sebebinde ise ayrıca ceza kanununda belirli bir suç olarak düzenlenmiş olması gerekir. Ceza hukukunda kanunilik ilkesi gereğince, eşlerden biri ceza kanununda sayılan suçlardan birini işlerse diğer eş bu suça dayanarak ve ortak hayatın devamının artık kendisinden beklenemeyeceğini kanıtlaması durumunda diğer eşe karşı boşanma davası açabilir.

AKIL HASTALIĞI : Akıl hastalığı evlilikten sonra ortaya çıkmalı veya evlilik sözleşmesinin yapıldığı sırada evlenmeye engel olmayan akıl hastalığı bulunup daha sonradan akıl hastalığının ilerlemiş olması gerekir.

Ve aynı zamanda bu sebebe dayalı boşanma davası açmak için, akıl hastası olmayan diğer eşin akıl hastalığı sebebiyle ortak hayatın çekilmez hale geldiğini ve ortak hayatın devamının kendisinden beklenemeyeceğini de ispatlaması gerekir.

EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI : Nispi boşanma sebebi olması sebebiyle eşlerin ortak hayatın kendisi için çekilmez hale geldiğini ve evlilik birliğine devam etmesinin kendisinden beklenemeyeceğini kanıtlaması gerekir.

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle dava açmak kural olarak kusura dayanması gerekmez, kusura dayanmadan herhangi bir sebeple açılabilir.

Davayı kusurlu taraf açmışsa, diğer taraf ise davacı eşin daha kusurlu olduğunu iddia ediyorsa davalı taraf itiraz hakkını kullanabilir.

Fakat bu itiraz hakkı, hakkın kötüye kullanması niteliğindeyse “örneğin, diğer tarafın başkasıyla evlenmesini engellemek için” ve hakim davalının ve çocukların korunmaya değer menfaatinin kalmadığına karar verirse itiraz reddedilir ve boşanma kararı verilir.

Daha önce emsal olarak karara bağlanan konularda Yargıtay kararlarına göre,

Eşlerden birinin diğerini girdiği sosyal ortamlarda yalnız bırakması sonucunda hakim evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını kabul etmiştir.
Eşlerden birinin diğerini arkadaş ortamlarında, sosyal ortamlarda rencide edici sözler söylemek, psikolojik şiddet bulunması durumunda da hakim evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını ve ortak hayatın çekilmez hale geldiğini kabul etmiştir.

Boşanma davasının reddedilmesi ya da ayrılık kararı ile sonuçlanması sonrası taraflar ortak hayatı yeniden kuramamışsa hangi yola başvurulmalıdır?

ORTAK HAYATIN YENİDEN KURULAMAMASI – EYLEMLİ AYRILIK – FİİLİ AYRILIK : Herhangi bir boşanma sebebiyle açılmış boşanma davasının reddedilmesi ya da hakimin ayrılık kararı vermesi ve bu kararların kesinleşmesinden itibaren 3 yıl içerisinde eşlerin ortak hayatı tekrar kuramamış olmaları durumunda evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır ve herhangi bir eşin bu sebebe dayanarak boşanma davası açması durumunda hakim boşanma kararı verir.

Tarafların açtığı çekişmeli boşanma davasında hakim boşanma kararından farklı bir karar verebilir mi?

Boşanma davası açıldığında hakimin elinde üç imkan bulunur.

Ayrılık kararı verebilir, tarafları boşayabilir ya da açılan boşanma davasını reddedebilir.

Boşanma Davası Avukatı | Boşanma

Ayrılık kararı nedir?

Türk Medeni Kanunu’nu İsviçre’den almamız sebebiyle ayrılık kararı da İsviçre’nin kilise hukukuna uygun olması sebebiyle ayrılık kararı da kanunumuzda bulunur. Somut olayda uygulaması çok azdır. Ayrılık kararında taraflar yalnızca fiilen ayrıdır, aynı evde yaşamaz fakat tarafların evlilikteki sadakat yükümlülüğü, aile konutu, çocukların durumu aynı şekilde devam eder.

Taraflar boşanma kararı istese dahi ortak hayatın yeniden kurulması hakim takdirine göre ihtimal dahilindeyse hakim ayrılık kararı verebilir fakat tarafların ayrılık kararı istemesi durumunda hakim kendi görevi gereği re’sen boşanmaya karar veremez.

Boşanma hakkı başkasına devredilebilir mi ve boşanma kararından sonra eşler birbirlerine mirasçı olabilir mi?

Boşanma hakkı mirasçıya geçmez, başkasına devredilemez.

Boşanma hakkı, kişiye sıkı sıkıya bir hak olması sebebiyle kişi bizzat kullanmalıdır, bizzat talep eder fakat kişi bu hakkını kullanırken yapılan işlemleri vekili ile yürütebilir.

Taraflar boşanmadan itibaren birbirlerine mirasçı olamazlar ve aksine bir hüküm bulunmadıkça boşanma kararından itibaren ölüme bağlı tasarruflardan da yararlanamazlar.

Boşanma Davası Avukatı | Boşanma

Taraflardan biri ölmüşse, ölümden önce açılmış boşanma davasını ölen tarafın mirasçıları devam ettirebilir mi?

Taraflardan biri boşanma davası açmış ve karar çıkmadan ölmüş ise bu durumda evlilik ölümle sona ermiştir ve mirasçılık bulunması gerekir.

Fakat, hali hazırda açılmış bir boşanma davası varsa ölen eşin mirasçıları davayı devam ettirebilirler ve karşı tarafın kusuru olduğunu ispatlamak şartıyla karşı tarafın mirasçılıktan çıkarılmasını sağlayabilirler.

Boşanma Davası Avukatı | Boşanma

Boşanmanın eşler yönünden kişisel sonuçları nedir?

Eşler boşandıktan sonra tekrar evlenebilir. Fakat, kadının 300 günlük bekleme süresi vardır, kişi hamile olmadığını ispatlayan doktor raporu alır ve tekrar evlenebilir, fakat aynı kişiyle tekrar evleniyorsa bu rapora gerek yoktur.

Evlenmeyle kazanılan kişisel durum boşanmayla korunur. “Evlenme ile alınan vatandaşlık veya evlenme ile erginlik durumları iyi niyete gerek olmaksızın korunur.”

Evlenme ile kazanılan soyadı boşanma ile kaybedilir. Fakat, bir tarafın eşinin soyadını kullanmakta menfaati varsa ve bu durumun eşine zarar vermediğini ispatlamak koşuluyla soyadını kullanmaya devam edebilir.

Eşlerin evlenmeden önce birbirlerinden olan alacaklarına yönelik zamanaşımı süresi evlenme sırasında durur ve boşanma kararının kesinleşmesinden sonra devam eder.

 

Boşanmanın eşler yönünden mali sonuçları nedir?

Mal rejimi tasfiyesi yapılır ve evlilik süresince eşlerin ortak ve kişisel malları boşanma kararı ile birlikte paylaştırılır.

Maddi tazminat talep edilebilir, maddi tazminatı taraflar arasından daha az kusurlu taraf diğer taraftan veya kusursuz taraf diğer taraftan talep edebilir.

Maddi tazminat davası için, mevcut veya beklenen menfaatin boşanma yüzünden zedelenmiş olması gerekir.

Manevi tazminat talep edilebilir, manevi tazminat için kişinin boşanma sebebiyle kişilik haklarının ihlale uğraması gerekir. Manevi tazminatı da daha az kusurlu taraf diğer taraftan veya kusursuz taraf diğer taraftan talep edebilir.

Yoksulluk nafakası talep edilebilir. Nafaka talep eden kişi daha az kusurlu olmalı fakat karşı tarafın kusurlu olması şartı da aranmaz, taraflar en fazla eşit kusurlu da olabilirler, nafaka isteyen taraf daha fazla kusurlu olamaz ve diğer şart olarak nafaka alacaklısı boşanma sebebiyle yoksulluğa düşmüş olmalıdır.

 

Yoksulluk nafakası ne kadar süre boyunca ödenmeye devam eder?

Nafaka kanuna göre süresiz olarak verilir fakat taraflardan birinin ölürse veya nafaka alan taraf evlenmese dahi başka bir kişiyle evliymiş gibi – sevgililik hayatı yaşaması durumunda, haysiyetsiz hayat sürmesi durumunda veya alacaklı kişinin yoksulluk durumunun bitmesi durumunda nafaka kaldırılır.

 

Boşanma kararı verilmeden önce, boşanma davası sürecinde nafaka talep edilebilir mi?

Tedbir nafakası için hakim genellikle çekişmeli boşanmalarda boşanma davası süreci içinde alınacak bazı tedbirlerle birlikte “aile konutunda kimin kalacağı, çocukların durumu gibi”  boşanma gerçekleşinceye kadar tedbir nafakasına da hükmedebilir.

Tedbir nafakasında kusur aranmaz ve dava devam ettiğinden hakim tarafların kusurunu takdir etmemiştir. Bu dava sebebiyle maddi bakımdan mali zorluğa düşecek eşe karşı verilecek nafakadır ve yalnızca dava süresince talep edilebilir.

Boşanma Davası Avukatı | Boşanma

Boşanmanın çocuklar yönünden sonuçları nedir?

Boşanma halinde kanuna göre velayet hakkı anne veya babadan birine verilir.

 

Boşanma davasında taraflar çocuk için ortak velayete sahip olabilirler mi?

Yargıtay kararları ile 2016’da uygulamamıza giren “ortak velayet” durumunda, yalnızca anlaşmalı boşanma halinde eşlerden her ikisi de ortak velayet hükmü talep ederse bu ve bu talep çocuğun menfaatine uygun ise talep kabul edilir ve taraflar velayet hakkını birlikte kullanırlar fakat çekişmeli boşanmada ortak velayet talep edilemez.

Taraflar ortak velayet istemiyorlarsa, hakim takdir yetkisini kullanarak görevi gereği re’sen ortak velayete karar veremez.

Velayet hakkı kendisinde olmayan eşin çocukla görüşmesi, çocukla ne kadar zaman geçireceği ve aynı zamanda diğer aile büyüklerinin de çocukla kişisel ilişki kurması hakim kararıyla belirlenir.

Velayet hakkı kendisinde olmayan eşin çocuğa vereceği iştirak nafakası da hakim kararıyla belirlenir.

 

T.C. YARGITAY

2. Hukuk Dairesi         

2019/6633 E.  

2020/443 K. 

MAHKEMESİ : Aile Mahkemesi 
DAVA TÜRÜ : Boşanma 

“Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere; davalı erkeğin, evlilik devam ederken yabancı uyruklu bir kadın ile ilişkisinin olduğunu, eşine karşı sadakatsiz davrandığını ancak zinanın dava tarihinde devam ettiğinin ve halen sürdüğüne ilişkin kesin kanıtlar bulunmadığı belirtilerek, kadının zina davasını ispatlayamadığı kabul edilmiş ise de, gerek tanık olarak dinlenen ortak çocuk Altay, gerek ise diğer tanık …’ın beyanları dikkate alındığında davalı erkeğin dava açıldığı tarihe kadar başka bir kadınla yaşamaya devam ettiği davacı tarafından dosyaya sunulan fotoğraflardan ve tanık anlatımlarıyla anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı kadının zinaya dayalı boşanma davasını ispatladığının kabulü gerekir. 

Mahkemece; bozma sonrasında “Davanın her iki boşanma sebebi yönünden kabulü ile, TMK m. 161 ve 166/1 maddeleri gereğince davalının subut bulan zinası ve evlilik birliğinin güven sarsıcı davranış ve sadakatsizlik sebebiyle temelinden sarsılması” nedeniyle tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. Davacı kadın öncelikle zina (TMK m. 161) kabul edilmediği takdirde evlilik birliğinin sarsılması sebeplerine (TMK m. 166/1) dayalı olarak boşanma talebinde bulunmuştur. Zina, mutlak boşanma sebebidir. Zina vakıasının gerçekleşmesi halinde boşanma sebebi gerçekleşmiş sayılır. Zina, olmadığı takdirde evlilik
birliğinin sarsılması hukuki sebebine kademeli olarak dayanılmış ise; zinanın ispatlanması halinde, bu sebeple boşanma kararı verilmesi gerekir. Böyle bir durumda artık genel boşanma sebebinin şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılmaz ve bununla ilgili ayrıca bir hüküm oluşturulması da gerekmez. Hal böyleyken, mahkemece bozma ilamımıza uyularak yapılan yargılama sonucunda sadece TMK.m.161 uyarınca boşanma kararı verilmesi gerekirken TMK m. 166/1 uyarınca da boşanma kararı verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. 

Boşanma Davası Avukatı | Boşanma

Stajyer Av. Derya MERİÇ

Makale Yazarlığı İçin

Avukat veya akademisyenler hukuk makalelerini özgeçmişleri ile birlikte yayımlanmak üzere asalhukukdanismanlik@gmail.com adresine gönderebilirler.

Translate »